Ömrümüz su gibi geçiyor. Hayatta en önemli şeylerden, zamanı nasıl değerlendiriyoruz. Mesela, çocukken bize verilen zamanı nasıl değerlendirdik? Oynuyorduk. Okula gidiyorduk. Ödevimizi yapıyor muyduk? Ailemiz ile, onlarla bir tık daha iyi bir ilişkimiz olsun diye beraber gülüyor muyduk? Anılarımız var mı? Hatırlarımız var mı? Gençken, yani güçümüzün hiç eksik olmadığımız vakitlerde, neler yaptık? neler yapmadık? neler yapmalıydık? Ve yahut ne yapmamalıydık? Üniversitede güzel fırsatları ne kadar da değerlendirdik?
İlk iş yerimizdeyken, diğer meslektaşlara nasıl yardım ediyorduk? Temizlikçinin ismini biliyor muyduk? Patronun şirketi bir tık daha iyi olsun diye çabaladık mı?
Ömrümüz su gibi geçiyor. Ne olduysa oldu. Geriye gidemeyiz (ve şahsen gitmek istemiyorum). Kum saati bize ne gösteriyor. Kalan kum var mı? Var herhalde. Dökülen kum da var tabii. Kum taneler sürekli düşmekte. Her gün. Her saat. Her dakika. Her saniye. Dökülüp gidiyor. Dünkü yaptığımızı değerlendirirsek sonuç nedir? Neler oldu da olmadı da olamadı? Çocukken ben bunu daima duydum; ‘Yatağına ve yastığına başı gelince senin o günde yaptıklarını bir göz at; yanlış bir şey olduysa, Tanrı’dan özür dile çünkü günah işlediysen bağışlanman lazım.’
Ömrümüz önemli çünkü nasıl yaşayacağımız önemli çünkü bir gün gelecek ki hiç bir gün bir saat bir dakika bir saniye kalmayacak. Sadece yaşadıklarımız olacak. Yaşayacaklarımız bitecek ve o anda ne düşüneceğiz? Ne düşünmek istiyoruz? Zamanımı çarçur etmedim. Zamanımı çok iyi değerlendirdim. Zamanımı sürekli iyi anlayıp en iyi şekilde kullandım. Çoğu kişi bunları söylemek istiyor herhalde. Yoksa kilise, cami, sinagog ve tapınağa ve yahut yoksullara gidenlerin sayısı niye çoktur?
Fakat hiç kimse bunu söylemeye hak etmeyecek bence.
Hesap vereceğimiz gün, kimse pişmanlıktan kaçamaz. Herkesin verilen ömrünü az da olsa çarçur etti… ziyan olmasın der ama oldu. Kaçınılmaz bir gerçektir. Ne söyleyebiliriz ki mahkemede? Gücümüz yetmedi. Kolu kanadı kırılıp bir şey yapamadık. Yorulduk! Söyleyebilir miyiz? Ne yapmak gerektiğini bilmiyorduk! Söyleyen olur mu hiç? Böyle şeyler söylersek suçu başkasına vermiş mi oluyoruz. Başkasını suçlamak mümkün değil.
Ömrümüz su gibi geçiyor. Şelaledeki su nasıl tepeye dönemezse, yaşadıklarımızı yaşadık ve geri alınamaz. Dibindeki havuza gider, kalır. Peki o havuz çok mu temiz? Çok mu kirli? Suyu temizleyen var mı? Suçlayamıyoruz hiç kimseyi doğrusu. Fakat biri bize yardım edebilir mi?

Leave a Reply